Her kadın, annesinden devraldığı görünmez bir sandığın anahtarıyla doğar.
Kimi o sandığın içinden şefkat çıkarır, kimi suskunluk…
Kimi kendini büyütür, kimi geçmişin gölgesinde kaybolur.
Efnan, annesinin izini sürerken kendini geçmişin karanlık tünellerinde, dedelerin
suskunluğunda, babaların öfkesinde, annelerin susup içine attığı yangınlarda bulur.
Zamanın çizgileri silinir; bilinçaltının derinliklerinde, kendi Hira’sında yüzleşmediği ne
varsa bir bir karşısına çıkar.
Bu roman; bir kız çocuğunun ‘kendi tahtını kurabilmek’ için çıktığı içsel bir
yolculuğun, döngüleri kırmanın ve “ölmeden önce yaşamanın” hikâyesi.
“Ben kime benziyorum?” diye başlayan her içsel sorgunun,
“Artık kendim olmak istiyorum.” diyen herkesin kitabı…