Toplam Tutar: ₺0
Sepet BoşToplam Tutar: ₺0
Sepet Boş| Basım Tarihi: Kasım 2025 | Ebat: 16.5 X 22 | Sayfa Sayısı: 144 |
| Kapak Türü: Karton Kapak | Kağıt Türü: 2. Hamur | Dil: Türkçe |
20. yüzyıl büyük devrimlerin, savaşların, ulusal kurtuluş
mücadelelerinin ve karşıdevrimlerin çağıydı. Politikada olduğu
kadar kültür-sanat alanında da büyük kırılmalara ve yaratıcı
patlamalara gebeydi. Şostakoviç, özelde senfoni türünde
genelde müzik dünyasında yeni ufuklara çağlayan bir yataktır.
Yüzyılın ortasında yönünü arayan insanla “müzik düşüncesi”
üzerinde buluşarak kendi sesini aramış; insanın çok boyutlulukla
yüklü “dramı”nı yine onun yaratıcı gücüne duyduğu güvenle
aşmaya çalışmıştır.
O, uygarlığın derin dokusuna, kendi kumaşında biçtiği evrensele
kucak açan bir yorum kattı. Sovyet insanının gündelik tasalarını;
1905 ve 1917 Devrimlerini, İçsavaşı, tarımda kolektivizasyonu,
İkinci Dünya Savaşı’nı hep derinlikle, incelikle, ülke sevgisiyle
evrensel biçime bürüdü. Soğuk Savaş’ın antikomünist histerisine
kapılmadan, özgün bir hümanizma geliştirdi.
Bu tarihsel uğrak bizi “Şostakoviç’i nasıl dinlemeli?” sorusuna
getiriyor. Dinleyiciyi, Soğuk Savaş’ın yarattığı tahribatla
şekillenen “piyasa mahkûmu” olmak zorunda değil. Bilakis,
müzik önünde “kendi saygınlığını bilen kişi” olmak
zorunluluğundadır.
Cumhuriyet bilgesi Bilsay Kuruç, yalın ama özlü çalışmasında,
Şostakoviç’i tarihsel bağlamı içinde incelerken hem salt tüketici
konumuna itilmeye çalışılan “müzikseverlik” fikrine meydan
okuyor, müziğin kolektif doğasını anımsatıyor hem de Sovyet
kültür yaşamına dair –Soğuk Savaş yalanlarına pabuç
bırakmadan– derin ipuçları veriyor.
Ürün Sepete Eklenmiştir
Ürün Sepete Eklenmiştir